Proje alanı; iki büyük yolun kesiştiği, aynı zamanda metrobüs hattı, Kadıköy metrosu ve gelecekte yapılacak ek metro hattıyla ulaşım ağlarının düğümlendiği bir noktadadır. Fikirtepe dönüşümünün ciddi etkisi ve son yıllarda E5 çevresinde artan yapılaşma nedeniyle çok yoğun, fazla yapılaşmış ve kötü planlanmış bir bölgedir. Bu durum; yeşil alan eksikliği, hava, gürültü ve ışık kirliliği, ölçek sorunları, aşırı hareketlilik ve trafik gibi sorunlara yol açmakta; insana ve yaşama dair son derece kaotik ve niteliksiz bir bağlam üretmektedir.
Tüm bu bağlamsal kaos içinde vahşileşen aşırı kentleşme ve kentsel suç tutumlarına nasıl bir tepki verilebilir, nasıl bir manifesto ortaya konabilir? Kentin neredeyse boğulmuş bu parçası nasıl nefes alır? Kentsel bellekte yok olmak üzere olan rekreasyon ve yeşil alan kimliğini yaşatarak; daha insan ölçekli, doğa ve çevreye saygılı, nitelikli yeşil alanlarla, zengin ve çeşitli kamusal mekânlarla, farklı tip mekân kurguları üzerinden geniş bir deneyim yelpazesi sunan, böylece kültür-sanat ve sosyal etkileşim fırsatları sağlayan mekânlar nasıl üretilebilir? Bu duruşla kentleşme için nasıl bir sembolik vizyon ve etki ortaya konabilir? Mahalle ölçeğinde, metropol ölçeğinde ve hatta uluslararası ölçekte farklı insan gruplarına hitap eden, üretici-tüketici hiyerarşisini ortadan kaldıran, tüm bu grupları eşitlikçi bir ortamda buluşturan bir odak nasıl yaratılabilir? Tüm bunlara ek olarak; ana akım sanat üretimleri kadar zamanla doğan dönüşümlerle ortaya çıkacak alternatif hareketlere de yer veren esnek ve sürdürülebilir bir kültür-sanat merkezi nasıl tasarlanabilir? Bunlar tasarımın temel çıkış noktalarıdır.
Topografya oyularak mevcut topografya ve bitki örtüsü kimliği korunacak biçimde, alanın üst kotuyla birleşip peyzajla aşamalı olarak bütünleşen; parçalı sınırlara sahip ama içeride bütünleşik, böylece verimli ve işlevsel bir salonlar ve fuaye platosu tasarlanmıştır. Böylece temel ve büyük işlevler, eğim nedeniyle açığa çıkan katlara eritilerek yapının devleşmesi engellenmiştir. Açığa çıkan yerlerden ve üstteki çatı ışıklıklarından ışık alan fuaye; ana meydandan ve mahalle meydanından gelen kullanıcılar arasında bir aks oluşturarak buluşma noktasına dönüşür.
Otoyol tarafında oluşturulan çok amaçlı meydan ve yeşil alanlar ile mahalle tarafında oluşturulan meydan ve yeşil alanlardaki kamusal kurgu; plinth üzerinde oluşturulan üst meydan ve yeşil alanlarla merdivenli yaya akslarıyla birleştirilmiştir. Plinth çevresi, üstü ve plinth ile bütünleşen tüm topografya; açık yeşil alanlarla bütünleşen çeşitli kamusal mekânlar üretmek üzere kurgulanmıştır.
Atölyeler, kütüphaneler, sergiler, dijital sanat laboratuvarları ve ticari kütleler; bu kaide üzerine, alanın çeperinden odağına doğru kademeli olarak yükselen, genişleyen ve yoğunlaşan bir biçimde yerleştirilerek kütlesel bir odak etkisi yaratılmıştır. Böylece odak etkisi ile insan ölçeği arasında dengeli ve sağlıklı bir ilişki kurulmaya çalışılmıştır.
Bu kütleler arasında çeşitli işlevlere hizmet eden meydanlar, geçitler, avlular, sokaklar, arkadlar, teraslar, amfiler gibi açık, yarı açık ve kapalı mekânlar; farklı deneyimlere olanak veren çeşitli kamusal etkileşim alanları oluşturarak kültür, sanat ve sosyal etkileşim için zengin fırsatlar sunmayı amaçlar.
Alanın çeperindeki mevcut ve güçlendirilmiş yeşil doku; merkeze doğru kütleler ve sert zeminler arasına sızdırılarak bu kamusal mekânların doğal ve yeşil alan kimlikleri pekiştirilmiştir. Çatılar da; çevredeki yüksek kotlardan bakı veren alanların büyük bölümünü oluşturduğu için yeşil çatı tercihiyle yeşil alan kimliğini tamamlar.
Ticari birimler; ana meydan, mahalle meydanı ve üst meydan çevresinde farklı kotlara yayılarak açık, yarı açık ve kapalı kamusal mekânları destekleyecek ve işlevsel sürekliliği sağlayacak biçimde konumlandırılmıştır.