İstanbul Ataşehir'in gelişen kentsel dokusu içerisinde konumlanan Nexus Ataşehir, karma fonksiyonlu programını rasyonel ve heykelsi bir kütle kompozisyonu üzerinden ele almaktadır. Proje, konut ve ofis işlevlerini barındıran iki ana dikey bloğun, zemin kotunda kamusal alanla kurduğu dolaylı ve doğrudan ilişkiler bütünüdür. Yapının en karakteristik mimari unsuru olan konsol çıkıntılar ve zemin kotundaki kütlesel eksiltmeler (voidler), yapının yer çekimiyle kurduğu ilişkiyi sorgularken, aynı zamanda zemin seviyesinde yarı açık kamusal alanlar ve korunaklı yaya aksları tanımlamaktadır. Bu kütlesel hareketler, binaların monolitik yapısını kırarak kentsel ölçekte dinamik bir perspektif sunmaktadır.
Cephe kurgusu, malzemenin tektonik özellikleri ve işlevsel ayrışma üzerine inşa edilmiştir. Geleneksel doluluk-boşluk oranlarına atıfta bulunan tuğla yüzeyler ile modern, yüksek geçirgenliğe sahip cam cepheler arasındaki kontrast, yapının programatik farklılaşmasını görsel bir dile dönüştürmektedir. Konut bloğunda daha rasyonel ve ritmik bir cephe modülasyonu izlenirken, ofis bloğunda şeffaflık ve derinlik hissi ön plana çıkarılmıştır. Kat bahçeleri ve cepheye entegre edilen bitkisel peyzaj alanları, yapının sert kütle etkisini yumuşatırken, kullanıcılar için mikro-klimatik konfor alanları oluşturmakta ve iç-dış mekân arasındaki mekânsal akışkanlığı güçlendirmektedir.
Sürdürülebilirlik, projenin sadece teknik bir verisi değil, mimari formun bir bileşeni olarak ele alınmıştır. Çatı düzlemlerine entegre edilen fotovoltaik paneller, yapının enerji döngüsüne katkı sağlarken; cephedeki katmanlı yapı, doğal ışık alımını optimize ederek pasif iklimlendirme stratejilerini desteklemektedir. Zemin katlardaki ticaret birimleri, şeffaf vitrinleri ve yüksek tavanlı hacimleriyle sokak siluetinin kesintisiz bir devamı niteliğindedir. Nexus Ataşehir; kütle, boşluk ve malzeme ilişkilerini titizlikle kurgulayarak, bölgenin mimari literatürüne işlevsel çeşitlilik ve mekânsal esneklik odaklı yeni bir soluk getirmeyi hedeflemektedir.